13 Haziran 2019 Perşembe

ÇARPANA

1987 yılında, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi El sanatları bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yaparken, Geleneksel dokumalar üzerine bir araştırma yapmak için Antalya’da Döşemealtı bölgesine gittiğinde tesadüfen bir kaç el dokuması bandına rastlıyor.
Bunların izini sürerek, bir eve ulaşıyor.
Bulduğu dokuma Kolan diye adlandırılan, köylülerin özellikle yörüklerin kullandığı, kemer, kuşak, ip olarak kullanılan ve Maya uygarlığına kadar uzanan bir dokuma türü, üstelik desenleri bile aynı.
Kuzey Yarım Küre’nin bir çok yerinde kullanılan bir dokuma türü.
Gittiği evde, kadınlar bulduğu bu dokumanın kolan olduğunu, ancak kendilerinin bunu bilmediğini o tarihte 93 yaşında olduğu tahmin edilen Cennet ninenin bildiğini ama onun da iyi duymadığını söylerler.
O yine de şansını denemek ister ve Cennet ninenin yanına gider.
Cennet nine karşısında ki, genç bir şehirli kadının bunu öğrenme çabasına şaşırır.
Bu dokuma tekniğini ne çocuklarına ne de torunlarına öğretememiştir.
Hiç kimse de merak etmemiştir. Zaten artık köylerde de kullanılmadığını üzülerek anlatır.
Yine de gözlerinde bir umut ışığı belirir, zor duymasına rağmen genç kadına yardımcı olmak için tüm gücünü kullanır.
Ancak ona öğretebilmesi için malzemeye ihtiyaç vardır. Elinde ki Çarpana denen malzemeler eksiktir, çatı arasından bir kaç malzeme ararlar ancak onlar da çoktan çürümeye yüz tutmuştur.
Elinde bir tane deve derisinden yapılan çarpana kalmıştır.
Genç kadın kararlıdır, o çarpanayı eline alır, aynı ölçülerde kalın kartonlar kestirmek için Antalya sokaklarında kırtasiye arar.
Ve kalın kartonları bulur, onları kesip köşelerini şişle deler. Dokumayı yapmak için bulduğu desene yakın renklerde örgü ipleri alır ve heyecanla Cennet ninenin evine gelir.
Cennet nine hala şaşkındır. Ne kızlarına, ne gelinlerine ısrar ertmesine rağmen bu bilgisini aktaramamıştır. Ama hiç tanımadığı bu genç kadının azmi onu çok mutlu etmiştir.
Cennet nine gençliğine geri döner, onları dokuduğu güzel günleri hatırlar. Bildiği nakışları büyük bir sabırla gösterir. Genç kadın azimli ve zekidir, tüm notlarını alır, ileride yazacağı kitap için yeterince birikim yaptığını düşünür.
Çarpananın tekniğini ve Cennet ninenin gösterdiği desenleri artık kendi zevki, ufku ve yeteneği ile daha da büyütecek, genç nesillere bunu aktarmak için çaba gösterecektir.
Çalışmalarını daha da ilerletip, Topkapı sarayında bulunan çarpana’lar üzerine de araştırmalar yapar.
Onun tabiriyle bugün kolan dokuma bilgileri onu dokuyanlarla birlikte tıpkı Cennet nine gibi aramızdan ayrılmışitır.
Eskiden Kolanlar evlerde genellikle kadınlar ama özellikle de erkekler tarafından profesyonel olarak dokunurmuş. Anadolu kadını her dönem kendi ihtiyacını dokurken, kolanları kendi zevkine, hayal gücüne göre çeşitli renklerle harmanlarmış. Erkekler ise dokudukları kolanları kasabalarda pazarlarda satarlarmış.
Bu gün Fethiye bölgesinde çok sık rastladığımız kolanlar hala kullanılır. Kadınlar çocuklarını sırtlarına bir battaniye içinde bu kolanlarla bağlarlar evde ve tarlada ki işlerini çocukları sırtında iken çok kolay yaparlar.
"Kız çocukları okuyup da ne olacak" denilen bir dönemde, Fethiye'nin ücra bir köyünden söylenenlere kulak asmadan anne ve babasının desteği ile okumaya karar veren, büyük bir azim ve cesaretle çıktığı yolda ilerleyen bu değerli eğitimci Prof. Şerife ATLIHAN’dır.
Halen, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi El Sanatları Bölümü’nde eğitimci
ve onlarca gence ışık oldu, olmaya da devam ediyor.
Gelenek, göreneklerimizi, kültürümüzü genç nesillere aktarmak, geçmişimizi yaşatmak için emek veriyor.
Kolan dokumayı, hayallerini desenlere, renklere işlemeyi öğrenmek isteyen, herkese öğretmeye bilgilerini aktarmaya hazır.
Kitabı ingilizceye de çevrilmiş, umarım bizim sahip çıkamadığımız tüm değerlerimiz gibi bu kültürümüz de ellere gitmesin.
Türk topraklarında, Türk yurdunda, Türk insanının elinde can bulsun, nesilden nesile aktarılsın.
Cennet ninenin anısına saygıyla,
Teşekkürler Prof. Şerife Atlıhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1924 Erzurum Depremi ve ATATÜRK

1 EKİM 1924 - ATATÜRK'ün, Erzurum'da "Depremden Zarar Görenlere Yardım Komisyonu"nun çalışmalarını denetlemesi ve fe...